El yazması kitapları süslemek için sulu boya ile yapılan ve metindeki olayları yansıtan figüratif resimlere verilen isimdir. İtalyanca “minature” kelimesinden alınmadır. Türkçe’de küçük nakış anlamına hurda nakış denilmiştir. Minyatür (kitap resmi) şarkın resim tarzıdır. Minyatür sanatında en ileri giden ülke İran olmuştur. Fakat Türk sanatçıları da kendi üsluplarında nefis örnekler vermişlerdir. Osmanlılarda Fatih zamanından itibaren kitaplara minyatür yapılmaya başlanmıştır. Bunda Padişah’ın sanat ve resme olan ilgisi etkili olmuştur. Minyatür 18. yüzyıl sonlarına kadar devam etmiş, sonra resim sanatımız batıya dönmüştür. Minyatürde figürler birbirini kapatmayacak şekilde üst üste dizilir; geride kalan figürler kâğıdın üst tarafında gösterilir; perspektif yoktur; insan figürleri önemlerine uygun irilikte yapılır: Manzaradan uzaklığı renk ve boy oranı ile belirtilmez; en ince ayrıntı dahi minyatürde gösterilir; renkler ışık gölgesiz ve düz olarak sürülür. Toprak boya kullanılır. Boya sabit olsun diye XVIII. yüzyıla kadar yumurta sarısı katılmış fakat kuruduktan sonra boya yeniden kullanılmadığı için yumurta sarısı yerine (içine bir damla saf pekmez veya iki damla üzüm suyu karıştırılarak) tutkal kullanılmıştır. Minyatürlerdeki akarsular ise gümüş suyu ile yapılmıştır.

Kitap resimleri, Hint kağıdı, aharlı kağıt veya parşömene yapılır. Boyalar üç aylık beyaz kedinin ense tüyünden yapılma fırça ile sürülür, bir tek tüy veya samur kılı ile ince hatlar çizilir. Konu, önce ince fırça ve uhra denilen kiremit rengi boya ile desen hâlinde bir kâğıda çizilir. Altın, boya sürülmeden önce kullanılmalıdır. Boyadan sonra Çin mürekkebi ile ince ayrıntılar tamamlanır. Minyatür, Osmanlı nakkaş hanelerinde yeniden şekillenen diğer geleneksel sanatların içerisinde her geçen yüzyıl önemini arttırarak yerini güçlendirmiştir. Osmanlı döneminde sıklıkla bir zümrenin hayat şeklini yansıtmak için kullanılan minyatür, yıllar içinde her yerinin hayatla dolduğu bir sanat haline gelmiştir. Her sanat yaşamımızın bir rengi ve minyatür sanatı renk yelpazenin en güzel yerinde durur, pembenin en uçuğunda mavinin en gök olanında yeşilin en doğalında… Küçük evlerde, gülümseyen balıklarda, nazenin ince dantelli yüzlerde, sert bakışlı portrelerde durur belki de...