Eyüp Belediyesi Genç Akademi tarafından düzenlenen Şehir ve Medeniyet Okulu’nun seminer dizilerinden olan “Şehir, Kültür ve Estetik” konuşmaları 5. haftasında Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Suraiya Faroqhi’nin anlatımlarıyla devam etti.

17. ve 18. yüzyıllarda Eyüp kasabası ve çevresini konu alan seminerde Faroqhi, “Eyüp sur içi İstanbul’u çevreleyen üç beldenin birisidir. Araştırma konusu olan dönemde kasabanın kendisi küçük olmakla birlikte İstanbul hayatında politik, dinsel ve idari önemli bir takım işlevleri vardır” diyerek 1600’lü yıllarda tahta çıkan padişahların kısa bir süre içerisinde Eyüp’teki Eyüp Ensari türbesini ziyaret ederek elde ettikleri nüfuzu dile getirmiştir. Diğer yandan İstanbul halkı için Eyüp Ansari’ye yakın olmanın özel bir anlam taşıdığını, 18. Yüzyılın son çeyreğinde Eyüp kasabasının idari yapısındaki durumdu beklenmeyen değişiklik meydana geldiğinde İstanbul surlarıyla ilgili olan tüm davaların çözümünde, sadece ve sadece Eyüp mahkemesinin yetkili olduğunu ifade etti.

Eyüp kasabasının çevresi, İstanbul halkının dünyevi gereksinimlerini sağlamakta önemli roller üstlendiğini ifade ederken, uzun mesafe üzerinden taşınmaya müsait olmayan yiyecek ve içeceklerin büyük bir ölçüde Eyüp kazasında yetiştirildiğini de belirtti. Faroqhi, “1700’lü yılların sonunda ve 1800’lü yılların başında Eyüp kasabası İstanbul’un su dağıtım merkezi haline gelmiştir, yeni gelen göçmenler için bir çeşit filtre işlevini görmeye başlamıştır. Oralarda geçerli bir patronaj ilişkisi kurabilenlerin, ömürleri vefa etmişse İstanbul halkına dahil olduklarını gözlemlemekteyiz. Bunun dışında yeşilliklerin arasında bulunan Eyüp kasabası, insanların ziyaret ve ibadet yeri olarak hizmet vermenin yanı sıra eğlence niyetiyle yola çıkan başkent sakinlerinin de ilgisini çekmiştir. On yedinci ve on sekizinci yüzyılların da kendine özgü ‘namaz ve boğaz’ ihtiyaçları varmış” diyerek Eyüp kasabası hakkında kısa bilgiler verdi.