Eyüp Belediyesi Eyüp Kültür Sanat Merkezi, moderatörlüğünü Yusuf Özkan Özburun'un yaptığı, araştırmacı yazar Mustafa Armağan'ın konuşmacı olarak katıldığı 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Çanakkale şehitleri anma programına ev sahipliği yaptı.

Program sanatçı Erdal Şahin ve sazende ekibinin seslendirdiği Çanakkale türküleri ile başladı. Eyüplü gazilerin de hazır bulunduğu programda Çanakkale'nin önemi anlatıldı.

Bir asır önce yeni kurulmaya başlanan yeni dünyada Osmanlı devletinin olmaması için ve "İslamsız bir dünya" hedefiyle hareket edenlerin bu savaşı başlattığını hatırlatan araştırmacı yazar Mustafa Armağan; “İngilizlerin Avam Kamarası'nda 1882 yılında yapılan konuşmada; 'Müslümanları istediğimiz gibi kontrol altına alabilmemiz ve onları sömürebilmemiz için iki şey yapmamız lazım. Bunların ellerinde Kuran olunca biz onlara istediğimizi yaptırmayız. Ya onların elinden Kuran'ı alacağız ya da onları ondan uzaklaştıracağız' dediler. Bu plan ve bunun arkasından gelen planlarla Sultan Abdülhamit'in sonunu hazırladılar. Sultan Abdulhamit ise, Kuran'lar bastırıp tüm İslam alemine dağıttı. Çanakkale'de savaşanlar Kuran-ı Kerim için savaştılar, İslam için, hilafet için savaştılar. Çanakkale'dekiler sadece düşmanı yenmeden şehit olmaktan korkuyorlardı. Çanakkale, Allah'ın ismi Celal'ini, İngiliz ve Fransızlar'a tanıtmaktır.” şeklinde konuştu.

Programa onur konuğu olarak katılan Eyüplü gazilerden Ergin Yapıcı, İskender Çadırcıer ve Osman Dağ 15 Temmuz gecesini ve yaşadıklarını anlattılar.

AKLIMA İLK ÖNCE VATANIM, BAYRAĞIM VE MİLLETİM GELDİ

Gazi Ergin Yapıcı konuşmasında; “O geceyi yaşamak benim için çok gurur verici bir şeydi. O geceyi yaşarken aklıma her şey geldi ama ilk önce aklıma vatanım, bayrağım ve milletim geldi. Elimizde sadece bir bayrağımız vardı başka hiçbir şeyimiz yoktu. Ama bunu zaferle kazandık. TRT binasına doğru yürümeye başladım ve üzerime kurşunların yağdığını hissettim ama hiç geri adım atmadım. TRT binasının yanına kadar zorla gittik, o kadar çok kurşun sıktılar ki, bu kurşunlardan bir tanesi ile dizimin iki parmak üstünden vuruldum. Yarım saat boyunca orada kaldım. Ondan sonra gelen bir araçla hastahaneye götürüldüm. Allah'ıma çok şükür hayattayım.” dedi.

BURASI BİZİM TOPRAĞIMIZ, BİZİM MEMLEKETİMİZ

Gazi Osman Dağ ise yaşadıklarını şöyle aktardı; “Ben işimden evime doğru giderken askerin köprüyü kapattığını duydum. Kardeşlerime 'Sokağa çıkmamız gerek, hakkınızı helal edin' dedim. Eşime, 'Sen çocuklarım ile evde bekle. Ben oğlumla çıkıyorum. Allah'ın izniyle biz buna müsaade etmeyeceğiz. Hakkını helal et' dedim. Arkadaşlarla birlikte Bayrampaşa'ya gittik. Tanklar etrafımızı sardı. Askerlere 'Kışlaya dönün, burası bizim toprağımız, bizim memleketimiz' dedik. Bize ateş etmeye başladılar. Askerleri aşağı indirmek için tanka müdahale ettik. O esnada bir arkadaşımız şehit oldu ve ben de ayağımdan yaralandım ama vazgeçmedik. Tanka müdahale ederek askerleri etkisiz hale getirdik. Vatanımızı, milletimizi hainlere teslim etmedik. Allah bize o gece öyle bir güç verdi ki, o güç ile bu hain girişimi engelledik. Durum ne olursa olsun vatanınıza, bayrağınıza sahip çıkın arkadaşlar.” şeklinde konuştu.

EY KALPLERİMİZİ ÇEVİREN ALLAH'IM, KALBİMİ DİNİN ÜZERİNDE SABİT KIL

Gazi İskender Cadircier ise o gece yaşadıklarını şöyle anlattı; “15 Temmuz gecesi yatsı namazını kıldıktan sonra arkadaşın oğlu aradı ve darbe olduğunu söyledi. Eve gittim ve televizyondan izlemeye başladım. TRT'de askeri bildiri okunuyordu onu görünce hemen sokağa çıktım. Vatan Caddesi'ne gitmeye başladık. O sırada ezanlar, salalar okunmaya başladı. İlerlerken Vatan'da durumun iyi olduğunu Büyükşehir'e gitmemiz gerektiğini söylediler. Orada askerler sürekli ateş ediyorlardı. Askerlerle aramızda yüz metre vardı. Allah bize iman verdi, kalbimizden korkuyu sildi. Tam kurşunların hizasındaydım, kamyonların arkasına geçtim. O an ayağım zıpladı. Orada baldırımın üstünden vuruldum. Etrafımda yaralı insanlar vardı. Arkadaşlar yardımcı oldular beni kenara çektiler. Korkmayacağız, korksak bile devam edeceğiz. Allah'u Teala bunun karşılığını veriyor. Biz elimizden geleni yapacağız, gerisini Allah'a bırakacağız. Ben her zaman “Allah'ım bana şehit olarak ölmeyi nasip eyle” diyorum. Sizde dualarınıza bunu ekleyin. Bir de şunu ekleyin; “Ey kalplerimizi çeviren Allah'ım, kalbimi dinin üzerine sabit kıl.”