Eyüp Belediyesi Afife Hatun Kültür Evinde yazar Semra Bilici ile Taht-ı Kadem Okumaları yoğun katılımla devam ediyor. Semra Bilici, Taht-ı Kadem Okumalarında bu hafta Sosyo-Kültürel ve İnanç Ekonomisini işledi.

Paranın birikmesi sonrasında ortaya çıkan para yönetimi kavramı üzerinden genel bir okuma gerçekleştiren Semra Bilici, insanın kurmuş olduğu bütün sistemlerde insan zaafiyetinden dolayı mutlak bir adalet ve uygulamalar yapılamadığı için sadakanın çok önemli bir dini kavram olduğunu söyledi.

İnsanlığın mahkum olduğu determenist uygulamardan dolayı kapitalist olmanın insanlık tarihinin gerekçesi durumuna geldiğini ifade eden Bilici, tarihsel determenizmin bütün insanlığı kapitalist olmaya zorladığını belirtti. Bilici, "Oryantalist okumalar bize hangi fikir ve zihniyetle bakıldığını anlamak açısından gerekli bir okumadır. Öncelikle muhatap olduğumuz insanların bize hangi yerden baktığını bilmemiz gerekiyor. Ekonomiye sosyal, kültürel, dinsel altyapı açısından bakıldığında oryantalist bir bakış açısı görüyoruz. Çünkü Avrupa şark toplumlarına hep böyle baktı ve bu bakışı bütün şark toplumlarına dayatmış durumda. Bunla beraber biz Avrupa gibi kapitalist olamama gerçeğini de barındırıyoruz. Soyut ekonomi önemli bir yer kaplıyor. Kültür, informasyon, bilişim ve enerji gibi alanlarda yapılan harcamalar. Bu piyasa devam ettiği sürece soyut ekonomi ile reel ekonomi arasındaki uçurumlar dünya ekonomisindeki dengeleri her zaman bozacaktır." dedi.

DÜNYA, ALGILARIMIZIN SATILDIĞI BİR EKONOMİK SİSTEMLE YÖNETİLİYOR

Soyut ekonominin piyasalardaki ortaya çıkardığı oranların reel ekonominin sırtına ağır bir yük olarak bindiğini kaydeden Semra Bilici konuşmasına şöyle sürdürdü:

"Bilgi satmak normal bir şeye dönüşmüş durumda fakat artık algıların da satıldığı bir sektör var ve bu sektör büyük rakamlarla oynayan bir alan. Dünya kapitalizmi ve reel ekonomi kendi piyasası dışına nakit akımı sağlamak için savaş ekonomisinden faydalanmak zorunda kalıyor. Savaş ekonomisi de bütün devletlerde çok önemli bir yer kaplıyor. Bu çağın insanı olan bizler bilişim ve informasyon ekonomisindeki soyut harcamaların emek istismarını aştığı günleri yaşıyoruz. Kaos ekonomisi devreye giriyor bu arada. Aslında dünya ekeonomisi satın alma ve para yönetiminin ortaya çıkardığı fakirlik üzerinde çalışma yapması gerekiyor. Emek, üretim, iş gücü gibi kavramların içerik ve işleyişleri yeniden tanımlanması gerekiyor. Ve bu da ancak ekonomiye yön verenlerle yapılacak bir değişim. Zira şirketlerin devletleri yönettiği bir çağda yaşıyoruz."