Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen söyleşiler ilgi odağı olmaya devam ediyor. Merkezde bu hafta sonu usta yönetmen Derviş Zaim, Eyüp Film Akademisi öğrencileri ile "Sinema Sektörü ve Senaryo İlişkisi" konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.

Eyüp Belediyesi’nin, İstanbul Medya Akademisi iş birliği ve TRT medya sponsorluğunda hazırladığı, 7 ay sürecek olan Eyüp Film Akademisi projesi çerçevesinde Derviş Zaim, Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde öğrencilerle bir araya geldi. Bütün Batı edebiyatının ve tiyatrosunun Aristocu anlatı sisteminin üzerine yazıldığını ifade eden Yönetmen Derviş Zaim, senoryaları anlamak için klasik Batı Roma'nın sinemanın ilk dönemlerine olan etksini bilmek gerektiğini söyledi. Batı Edebiyatı'nın Klasik Amerikan sinemasındaki senaryoya büyük etki ettiğini belirten Yönetmen Zaim, Klasik sinemadaki karakter merkezli anlatımın 10 bin sene önceye ve Aristocu anlatıya dayandığını ifade ederek kasik anlatının en büyük özelliğinin, izleyiciyi veya okuyucuyu bir gerçeklik illüzyonuna inandırması olduğunu vurguladı. Zaim "İzleyici bu anlatıyı sanki orada oluyormuş gibi, gözlerinin önünde yaşanıyormuş gibi izler. Bu da hikayenin ana karakter üzerine yazılmasıyla ilgilidir. Ana karakterin bir amacı vardır ve bunun için bir mücadeleye girer. Kahramanlar karşısına çıkan engellerle mücadele eder ve bu mücadele karşısında sürekli olarak krizler üretilir. Bu krizler hikaye çizgisini oluşturarak yukarıya doğru yükselir. Bir sahnenin diğer sahneye bağlanması kanca tekniği ile gerçekleşir. Böylelikle sahneler birbiriyle bağlanır. Senaryodaki birinci perdenin kancasıyla ikinci perdeye geçebilirsiniz. İkinci perde ise krizlerle yükselerek doruk noktasına ulaşır. İkinci perdenin en önemli krizi bütün filmin en önemli doruk noktasıdır. Buradan da üçüncü perdeye kanca atılır ve bu perdede ise bütün sorular yanıt bulur. Üçüncü noktada karakterin artık hayatına nasıl devam edeceğini izleyici görür."dedi.

Alüvyonik Sinema Filmleri Üretmeliyiz

Sinema tekniğinde, klasik, anti klasik ve minimalist tekniği kullanıldığını ifade eden Zaim, Türkiye'de sinemalarda izlenilen neredeyse bütün filmlerin klasik teknikle yazıldığını, Türkiye sinemasında anti klasik veya minimalist tekniğin pek fazla kullanılmadığını belirtti. Kendi filmlerinde daha çok anti klasik tekniği kullanmaya çalıştığını ve alüvyonik teknik üzerinde yoğunlaşılması gerektiğini kaydeden Zaim konuşmasını şöyle sürdürdü; "Senaryolardaki krizlerle beslenen doruk noktaları bizi duygusal olarak mükemmel şekilde tatmin ediyor zira kahramanlar her şeyi çözebilecek güce sahip. Filmlerin insan ve toplum üzerindeki etkisini göz önüne alırsak bu durum insanları sosyal hayatta pasifize eden önemli bir argüman. Avrupa sineması bu yapıyı az da olsa kırmış, kafası karışık ve bulanık zihni sahneden çıkararak anti klasiğin dışına çıkabilmiştir. Güneşin altında para kazanmak ve popüler olmak isteyen herkes klasik anlatıya uygun filmler yapmak zorundadır. Tük Sineması Yeşilçam'dan başlayarak bügüne kadar bir çok film klasik çizgide sahne almakta. Sinemadaki klasik anlatıcılar büyük paralar kazanabilir hatta Oscar ödülü bile alabilir ama onlar sadace birer illüzyonisttir"