Sertarikzade Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapılan söyleşiler ilgi odağı olmaya devam ediyor. Merkezin bu haftaki konuğu Yazar Ömer Tuğrul İnançer’di. İnançer konuşmasında yanlış algılanan cümleler, hadisler ve ayetlere değindi.

Konuşmasına Allah’ın Kuran’da “Birbirinize karşı zandan (itham, şüphe, sezi, sanmak) ve tecessüsten (merak etmek, araştırmak) sakının” emrini söyleyerek başlayan Ömer Tuğrul İnançer, günahların kalbi kararttığını ve kararan kalplerin ferasetini yitirdiğini hatırlattı.

Toplum olarak ayet ve hadisleri ezberlemede çok hassas davranıldığını fakat ayet ve hadisleri önce kendi hayatımıza sonra da toplum hayatına sokmadığımız sürece Allah’ın Kuran’da Yahudi kavmine yaptığı benzetmeden muaf olmadığımızı söyledi. İnançer “Allah’ın sıfatlarından biri de Vasi’dir. Yani sonsuz bir genişliğe sahip olan. Ekber sıfatındaki en büyük anlamı gibi Vasi de en geniş anlamını taşır. Dolayısıyla konuşurken budur, böyledir gibi kesin yargılar ve görüşlerden kaçınmalıyız. Allah bizim tasavvur ettiğimiz şeylerin dışındadır. Biz onu nasıl düşünüyorsak ve bizden istediklerinin ne kadarını yapıyorsak onun da bize davranışı öyle olacaktır. Celal sıfatı sadece sinirli ve asabi olarak algılanıyor. Halbuki ki Celal, asıl olarak bir şeyin ortaya çıkışındaki büyüklük ve ihtişam anlamına geliyor. Hurma ile iftar etmek sünnettir ama efendimizin sofrasında hurmadan başka yiyecek bir şey yoktu. Kivi, portakal, ananas yoktu. Bunu kimse görmek istemiyor. Başımıza gelen kötü şeyler için ‘ben mutlaka kötü şeyler yaptım onun için bunlar başıma geliyor’ algısı çok yanlış. Sahabeler kötü şeyler yaptığı için mi işkencelere maruz kaldılar” dedi.