Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde şair Sedat Yılmaz'ın gerçekleştirdiği Şiir Atölyesi gençlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Sedat Yılmaz bu hafta "Şiirde Dil ve Modern Şiirin Dili" üzerinde açıklamalar yaptı.

Modern hayatın insandan samimiyeti ve ruh iklimini çaldığını, insanların bedensel mahkumiyet ve modern mahkumiyetin tahakkümü altında olduğunu söyleyen Sedat Yılmaz, şiirin evrensel bir dil ve evrensel barış oluşturmada nerede durduğunu sorguladı. Karacaoğlan, Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal, Aşık Hasan, Kul Nesimi, Yunus Emre gibi şairlerin hiçbir mezhep ve ideolojik ayrıma girmeden okunması ve anlatılması gerektiğini belirten Yılmaz, "Yunusun dili neyse Pir Sultan Abdal'ın dili de odur. Onları kategorize edip ayrılıkçı algılar oluşturanlar o şairlerin ulvi amacına gölge düşürmekten başka bir şey yapmıyor. Geleneksel şiirin normlarında kadın erkek ayrımı yoktu. Ne erkeklerin ne de kadınların üstünlüğünü anlatıyordu. Geleneksel şiirimiz huzur, ahlak ve barış temeli üzerine kuruluydu. Bütün bu ayrım ve ideolojik bakışlar ruhlarımızın kargaşasından başladı" dedi.

Modern Şiirin Sevgili Tarifi Yok

Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: "Bedensel ve modernist mahkumiyet sonucu gözlerimiz, ekranların gösterdiği dışında bir şey görmüyor, kulaklarımız teknolojik seslerin dışındaki seslere yabancılaşıyor, düşüncelerimiz ve konuşmalarımız sosyal medya diliyle varlığını kanıtlamaya çalışıyor. Böyle bir ortamda şiir ne kadar okunabilir, okunsa da neyi ifade etmeyi başarabilir? Göz göre göre ruhsuzlaşıyoruz. Modern şiirin sevgili tarifi yok, hayali yok, enstrümanı yok. Hedefi ve nesneleri var sadece. Modern hayat bize meslek sahibi olmayı, kariyer yapmayı, iyi bir üniversite bitirmeyi hayal olarak dayatıyor."