Zal Mahmutpaşa Külliyesindeki Eyüp Kitabiyat Merkezinde her ayın sonunda gerçekeşen etkinlikler dinleyicilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Merkezde bu hafta sonu yapılan “Bozulan Dünya Düzenindeki Türkiye'nin Yeri” adlı söyleşiye tarihçi sosyolog Prof.Dr.Ebubekir Sofuoğlu konuk oldu.

Avrupa ve Doğu öğretisi üzerinde duran, düşünce ve sosyolojik hareketlerin bakış açılarını anlatan Ebubekir Sofuoğlu, bilginin doğu toplumlarına değiştirilip karşıt argüman olarak kullanma serüvenini anlattı. Avrupa ve batılı öğretilerden yola çıkıp örnekler verildiğinde doğru ama doğunun ya da yerel bir kültür üzerinden fikir ve düşüncesini belirtenlerin bakış açıları devamlı komplo teorisi olarak yaftalandığını söyleyen Sofuoğlu, günümüzde artık eleştirel bakışın bir dayatma olarak kullanıldığını ifade etti. Gözümüzün önünde cereyan eden olayların çoğunlukla görülemediğinin bir tesadüf olmadığnı dlie getiren Sofuoğlu:”Bilgiyi nerden alıyorsak düşünce de o bilginin üreticisi olan kültür ve anlayışı taşır. Kendi geleneklerimizi ve doğrularımızı tartışmaya açmak güzel bir davranış fakat Avrupa ve Amerikan düşüncesi ve geleneklerine eleştirel bakmalıyız diyen kaç entellektüel var? Benim yaşadığım bir olay var. Ben lgbt evliliklerine sapkınlık dediğim için tepkisel linçe maruz kaldım. Ama görücü usülü evlilikten bahsettiğimiz zaman çağ dışı olarak öteliyorlar bizi. Eleştirel bakış artık bir soğuk savaş argümnaı olarak kullanılmaya başlandı” dedi.

1988'den Bugüne 40 Devlet Kuruldu

Siyonizm düşüncesi üzerine de anlatılar yapan Sofuoğlu sürüdürülebilir güçlü bir reaksiyoner hareket ve çözümler üretmenin hızlandırılması gerektiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “İsrail, İngiltere ve Amerikan Siyonizminin projelerine karşı ikna edilmiş bir toplumuz. Dünya nüfusunu 500 milyona indirme ve dünya devletlerini bölüp parçalayarak 1000'e çıkarma hedefinin bir bölümü tamamlandı. Buna komplo teorisi diyenler 1988'den bu güne kurulan 40 devletin nasıl ve ne şekilde olduğunu açıklamak zorundalar. Halen devletler kurma süreci yükselen ükeler denilen Romanya, Yunanistan, Macaristan, Brezilya gibi yerlerde devam ediyor. Arap baharıyla başlayan süreç de Ortadoğuda devam ediyor. Akdeniz ülkeleri teker teker bölünüp yeni devletçikler kuruluyor. Akdenizin uç bölgeleri ve ticari geçiş yolları hep parsellenmiş durumda. Libya, Yemen, Irak, Suriye vs. savaş ve katliamların olduğu bölgelerde yaşananlara hala komplo teorisi diyen zihniyet nasıl doğdu? Bunun üzerine gitmek ve çalışmalar yapmak gerekiyor...

1699'da Başlayan Sürgün Projesi Devam Ediyor

İngiltere, İsrail, Almanya, Amerika gibi ülkelerde neden hiç ağaç, çiçek böcek, yolsuzluk gibi şeyler ortaya çıkmıyor, niye bu sebeplerden dolayı sıkıntı çekmiyorlar? Çok mu temizler? Hem savaş ve terör üretiyorlar hem de ülkelerine iltica etmek isteyen mültecilere yapmadık kötülük bırakmıyorlar. Gıdalardan ölen insan sayısı konvansiyel silahlardan ölen insan sayısından daha fazla. Geçen hafta Münihte toplanan Dünya Güvenlik Konseyinde dünyanın en zengin kişisi olan Bill Gates yaptığı açıklamada “Teröristler bio kimyasal silahlar geliştriyorlar. Bir yılda 30 milyon insan ölebilir” dedi. Dünya nüfusunun biraz daha azalacağının habercisidir. Yeni işgal edilecek, yeni bir iç savaş yaşayacak ülkelerin ya da yeni bir hastalık ve gıda zehirinin hazırlığı yapılıyor demektir. Her gün 1000 tane müslüman oluyor ama hala sürdürülebilir güçlü bir reaksiyonel hareketler ve çareler üretebilmiş değiliz. Bizi 1699'daki Karlofça Antlaşmasından beri sürüyorlar. Vazmı geçtiler? Hayır. Sınırımızdaki olayları böyle yorumlamak gerekiyor.