Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapılan söyleşiler ilgi odağı olmaya devam ediyor. Sinema ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden olan Tarık Tufan, Caferpaşa’da “Medya ve İnsan” konusu altında iletişim çağında medyanın insan ve insani değerler üzerindeki etkilerini ele aldı.

Medyanın iletişim boyutlarını artırdığını ve kurumsal bir kimlik edindiğini vurgulayan Tarık Tufan “Buna gerçekten de ihtiyacımız var mıydı? Bizim hangi haberlere ihtiyaç duyduğumuzu belirleyen şey nedir? Finlandiya’daki bir kişinin komşusunu öldürmesi bizde nasıl bir duygu uyandırıyor? Medya bizim hakikate ulaşmamıza ne katıyor, bizden ne alıyor? Bilmemiz gereken haberlerin güzel ya da kötü olduğuna kim karar veriyor? sorusu ile konuşmasına başladı. Geçmiş zamanlarda bilgi ve iletişimin nasıl kurulacağını toplumlardaki bilgeler tarafından öğretildiğini belirten Tarık Tufan, sanayi devrimi ve sonrasında yükselişe geçen modern hayatın, insanlara başka şeylere ihtiyaç duyma alışkanlığını getirdiğini söyledi. Her gün bilgi bombardımanına maruz kalındığının altını çizen Tufan sözlerini şöyle sürdürdü: “Televizyon, gazete ve dergiler bize başka ihtiyaçlar edinmemiz gerektiğini pompalamak için kuruldu. Medya sahipleri yine kendilerinin oluşturduğu muhalefet sonrasında bize seçme şansı bıraktılar. Sosyolog ve modern filozoflar insanlık sürekli gelişmekte ve daha iyi olmakta dediler. Fakat görüyoruz ki, bu kadar çok bilgi kimseyi arif ya da bilge yapmadı. Medya kimseyi daha iyi ve daha güzel insan yapmadı. Aksine savaşlar, kölelik, cinsiyet ayrımları ve suçlar daha da artmaya başladı. Bilgi ve bilme fiili sömürüyü, ölümü ve zulmü daha çok artırdı.Hollandalılar dünyanın en iyi eğitim ve ekonomisinden geçtiler ama hala sokak ortasında mülteci kadınları aşağılıyorlar. Halbuki orada bir çok ülkeden fazla sayıda kitap basılmakta. Şuan mülteciler dünya ülkeleri tarafından eğitim düzeyine bakılarak, sağlık kontrolünde dişlerine kadar bakılarak kabul edilmekte. Danimarka mültecileri ülkesine kabul ederken ellerindeki bütün değerli eşyaları alarak kabul ediyor. Denizler mülteci mezarlığına döndü. Sizce de ortada bir sorun yok mu” dedi.

Kendi Medya Dilimizi Üretemedik

Medyanın teyide muhtaç olduğunu belirten Tufan, “Damarlarımıza kadar girdi. Kaç beden giymemiz gerektiğini, siyasi tercihlerimizi, sanatı ve nasıl sağlıklı olacağımızı onun istediği şekilde yapıyoruz. Wendetta maskesi çocuk işçilerin ellerinde üretildikten sonra muhalif bir sembol haline getirilip alın size muhalefet denildi. Romanın şiirin ya da hikayen var mı? Dil biliyor musun, meslek sahibi misin, o zaman tehlikelisin işte.Çünkü medya artık var olan değerlerle ilgilenmiyor.Yeni bir değer üretiyor. Ramazan ayında gazlı içeceklerin kapakları yeşil renge bürünüyor. Herhangi bir üretim hakkında kim, niye, nasıl ve ne zaman üretti sorusunu sormadıkça değişim gerçekleştiremezsiniz. Kendi medya dilimizi üretemedik. Sahici ya da adını koyabileceğimiz bir medya dili..Maalasef ki adını koyamadığınız bir şeye bir anlam da yükleyemezsiniz” dedi.