Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezinde Büyük Mütefekkir Cemil Meriç’in anısına program düzenlendi.

“Büyük Mütefekkir Cemil Meriç 99 Yaşında” adlı programın konuğu kızı Prof. Dr. Ümit Meriç babasını ve onunla beraber yaşadığı olayları anlattı. Mustafa Çalışan moderatörlüğünde belgesel gösterimiyle başlayan program, Cemil Meriç’in talebelerinden Haluk İmamoğluyla devam etti.

“Babam Cemil Meriç” kitabının çıkacak olan yeni baskısındaki hatıralardan bir kaçını anlatan Ümit Meriç, kitabın yazılış serüvenini anlattı ve yeni baskıyı Eylül’ e kadar yetiştireceğini söyledi. Kendisinin 30 yaşından sonra hakikate erdiğini ifade eden Ümit Meriç insanlığın sosyolojik olarak büyük bir boşluğa düştüğünü fakat zamanı geldiğinde büyük bir çoğunluğun hakikate ereceğini belirtti. Zor zamanlarda babasının eli ayağı olduğundan memnuniyet duyduğunu belirten Meriç “Ben babamın gözleriydim. Kendi gözleri yerine her şeyimle beni koymuştu. Zor bir hayattı. Okuduklarımın yarısını anlamıyordum fakat ileriki zamanlarda bana çok faydası oldu. Fransızcayı babama kitap okurken öğrenmiştim. Belirtmeliyim ki annem Fevziye Hanım’ın babamın Cemil Meriç olmasındaki katkısı yabana atılacak bir gerçek değil. Öyleki Fevziye annem babam Lamia Hanıma aşık olduğunda git evlen diyebilen bir eşti. Babamın Lamia Hanıma yazdığı aşk mektupların ilk birkaç tanesini ben kaleme almıştım. Bir yanda annem ve bir yanda acı çeken babam olması dolayısıyla çok zorlanmıştım. Sonunda dayanamayıp babamın tek sırdaşı olan ben ona daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyerek onun sadece bir katibi olarak kalmaya devam ettim. Ben daha 10 yaşındayken babam ve annem abimle beni karşısına alıp İslam’ı kendi kendimize öğrenmemiz gerektiğini söyledi. Ama ona ne zaman gül getirip koklatsam salavat getirirdi. Anlaşılması zor bir adamdı. Ben 30 yıl boyunca günde 8 saat ona sesli bir şekilde kitap okurdum. Öyleki nefes borum tahta gibi sertleşmiş ve son zamanlarda da okurken acı çekmeye başlamıştım. Benim olmadığım zamanlarda babam talebelerine okuttururdu. Ses tellerimin yarısını babamın yanında yarsını da akademik hayatımda zedeledim. Ölürken ağzından çıkan kelimelere şahit oldum: “Muhammed sevgilim” diyordu.