Eyüp Belediyesi Genç Akademi tarafından düzenlenen ve Haziran ayına kadar devam edecek olan 'Şehir ve Medeniyet Okulu'nun bu haftaki konuğu geliştirdiği Lucam Modeli ile Şehir ve Planlama alanına önemli katkılar yapan İTÜ Öğretim Görevlisi Yrd. Doç.Dr. Mehmet Ali Yüzer oldu. Mimari, Planlama ve Tasarım çalışmaları Kapsamında “Gelişme ve Dönüşüm Simülasyonları İçin Fraktal ve Hücresel Tabanlı Sistemler”i anlatan Yrd. Doç.Dr. Mehmet Ali Yüzer, aynı zamanda öğrencilere Kent Bilimi alanında dünyaca rağbet gören kendi geliştirdiği Lucam Modeli ve simülasyonlarını anlattı. Özellikle geliştirdiği öngörülü Bursa ve İstanbul simülasyonlarını öğrencilere anlatan Mehmet Ali Yüzer, iki ve üç boyutlu düzlemlerin şehir planlamacılığına yaptığı katkıları aktardı.

İnsan ölçeğinde ihtiyaçların farklılaşmasına göre yapılan çalışmaların ve zamanla kentlerin mekansal kurgularının başkalaşıma uğraması sonucu devamlı gelişim ve değişimlere uyumlu hale gelindiğini ifade eden Yüzer, bu sebeple nüfus ve araçların artması sonucu artık daha geniş sokaklar ve caddelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Örnek olarak Amasya ve Antakya'daki kent dokusunu ele alan Yüzer “Antakya'daki eski kent dokusunu mevsimsel gerçekliği gözardı etmeden yapılabilir en iyi şekilde geliştirmişler. Mesela kıbleye bakmayan evi almıyorlar çünkü güneş de rüzgar da kıble tarafından geliyor. Ecdadımız yaşadıkları yerde eski kentleri inşa ederken insanın yaşamsal gereksinimlerindeki en önemli etkenlerden olan rüzgar ve güneşi dikkate almışlar. Yeni yapılan evlerde bunları dikkate alanların sayısı maalesef çok azınlıkta. Bu bağlamda yeri gelmişken söyleyeyim. Sulukule çok eleştirirliyor ama o bölgede ölçek ve yol geçkileri bakımından bu halinden daha iyi bir şekilde iş çıkarılamazdı” dedi.

Şehir Planlamacılığı Hala Kaos Teorisiyle Devam Ediyor

Teknolojinin gittikçe yükselmesi ve gelişmesinin bakış açılarına yaptığı etkileri ele alan Yüzer,konuşmasına şöyle devam etti: "1900'lü yıllarda yapılan şehir çalışmaları geleneksel yöntemlerle inşa ediliyordu. Daha sonra bir disiplin ve sistematize edilmiş yapısallıkla yeşilliğin bir arada bulunduğu ideal şehir formları isteği doğdu. Ardından ortaya bir çok teori, fonksiyon ve modeller türedi. Fraktal ve Hücresel- Otomata kavramı da bu alanda uygulanan önemli bir kavram olarak ön plana çıktı. Hala da güncelliğini korumaya devam ediyor. Kaos Teorisi ise etkin olarak kullanılan alt yapı olarak işlevselliğini sürdürüyor.

Yüksek Ölçekli Yapılar Dayanıklılık ve Estetiği Bozdu

Ecdadımızın yaptığı eski yapılar ülkemizin birçok bölgesinde Avrupa ve Amerikalı mimarlar tarafından inceleniyor. Yapıların frektal hesabı yapılmadan nasıl bu kadar iyi ve güzel olduğunu çözmeye çalışan mimarların vardığı sonuç şu. Küçük ölçekli yapılardan vazgeçilip büyük ölçekli yapılar kurulmaya başlandıktan sonra binaların estetik ve dayanıklılığın azalıyor ve fraktallarda sapmalar oluyor. 1970-80 li yıllarda yapılan bu çalışmalara 90'lı yıllarda Kanada akımı başka özellikler yükleyerek yeni bir teoriyle daha da ileri bir model geliştiriyor. Benim 2001'de geliştirdiğim Lucam Modeli üzerinde şuan geliştirilen bir başka daha iyi bir model ortaya çıkmadı.