Eyüp Sahaflar Çarşısındaki Kitabiyat Merkezi sadece kitap kurtları ve edebiyatçıların ilgi odağı olmakla kalmıyor aynı zamanda İstanbulun çeşitli semtlerinden gelen vatandaşların da uğrak yeri haline geliyor. Eyüp Kitabiyat Merkezindeki prograamlardna biri olan Kitap Kültürü Sohbetleri ise bu ilginin sadece ufak bir parçası.

Eyüp Kitabiyat Merkezinde her hafta farklı bir isimle gerçekleşen Kitap Kültürü Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Ziyaver Şencan, konuşmasında 'Dünya Müzayedeciliğinin 5,000 Yıllık Tarihi'ni anlattı. Tellal, Münadi, Çığırtkan, Moderatör gibi kavramlar arasındaki anlam farklılıklarını açıklayan Ziyaver Şencan, Müzayede Tarihi ve Efemara kültürü hakkında bilgiler verdi. Mezat ve Müzayede kelimelerine de açıklık getiren Şencan, İngiliz stili ve Holanda stili olmak üzere temelde iki müzayede çeşidine, Modern Müzayedeler ve Efemara Müzayedeciliğine değindi. Birbirlerine taban taban zıt olan bu stillerin İngiliz versiyonunun açık artırma, Hollanda versiyonunun açık eksiltme olarak devam ettiğini, kendisinin uygulamış olduğu yöntemin ise yakın teklif sunularak yapılan bir müzayede şekli olduğunu belirten Şencan, tarihsel olarak ilk mezatları ve kitap mezatlarının nasıl yapıldığını açıkladı. Şencan "Medeniyetler Tarihi olarak alt okuma yapıldığında 5 bin yıl önce Antik Mısır'da başlayan köle pazarlarındaki insan müzayedeleri (köle mezatları) zamanla evrilerek form değişikliğine uğruyor. Resmi tarihte Antik Yunan medeniyetinin hakimiyeti nedeniyle köle ve diğer nesneler olarak ilk mezat ve müzayedeleri Herodot Tarihi 2.500 yıl geciktirerek Antik Yunan'a bağlıyor. İlk sanat müzayedesinin M.Ö 3. asırda olduğunu söylüyor fakat kendisinden 2.500 yıl daha eski bir medeniyet olan Antik Mısır elbetteki kabul edilen bir gerçek. Osmanlı İmparatorluğunda Şam, Bağdat ve İstanbul olmka üzere yapılan bir çok mezat var ama asıl mezatlar 5 asırdan beri Kapalıçarşıdaki halı mezatları olarak devam ediyor" dedi.

İlk Müzayedeler Konak ve Yalılarda Yapıldı

Osmanlı Devletindeki kitap mezatlarının, devletin arşivlerine katmak istediği kitap ve bilgileri piyasa bedelinin altında bir fiyat ile açık eksiltme yaparak aldığını aktaran Ziyaver Şencan, Sahaflar Çarşısındaki Muzaffer Ozak'ın da bulunduğu iki müzayedeye katılma fırsatı yakaladığını belirtti ve çarşı esnafının kendi aralarındaki müzayedeyi Sahaflar Şeyhi Muzaffer Ozak tarafından taksim edilerek yapıldığını, Rahmetli Muzaffer Ozak'ın, yazama eserler, güncel, akademik ve yabancı dille yazılmış kitapları çarşıdaki esnafın ilgisine ve satış kitlesine göre dağıttığını söyledi. Modern Müzayedecilik market ve pazarlarla birlikte kapitalizmin erken geliştiği kuzey ülkeleri olan İngiltere, Danimarka, İsveç, Hollanda gibi yerlerde başladığını vurgulayan Şencan konuşmasına şöyle devam etti: "Dünyanın ilk büyük müzayde evi 1660'larda İsveçte kurulan Kristis'tir. Ve Kristis halen müzaydelere devam etmekte.1744'de İngilere'de kurulan Sothebys Müzayede evi ikinci büyük müzayde evi olarak biliniyor. Çin ise 4. 5. ve 6. büyük müzayede evleriyle İsveç ve İngiltere'yi halihazırda zorluyor. Osmanlıda modern anlamda erken müzayedecilik Cumhuriyetin ilk yıllarına, Abdulhamit Han, Sultan Reşat ve Sultan Vahdettin'e kadar dayanıyor. Bugünkü anlamda ilk modern müzayede evine benzer antikacı, 4 kuşaktır müzayedecilik yapan Portakal ailesinin en büyüğü 1910'lu yıllarda evlere müzaydelere giden Yarvant Portakaldır. Şuan Maya Portakal 4. kuşak olarak Portakal Müzayede Evi'nde geleneklerini sürdürmeye devam ediyor. Avrupa ve Osmanlıda müzaydeler daha çok konak ve büyük evlerde yapıldığından tarihe'de hep bu şekilde geçiyor. Daha sonra kurum ve kütüphanelerde yapılmaya başlanıyor. Türkiyedeki modern müzayedecilik tarihi 1980'lerde başlıyor. Yalı, kasr ve köşklerde başlayarak bugünkü formuna kavuşuyor. Modern kitap müzayedeciliği de öyle.

Artık Mütevazi Mezatlar Ekol Oldu

Kitap müzayedesinde devrim yapan, Türkiyenin Hans Peter Kraus'larından biri olan Uğur Güraçar, ilk modern kitap müzayedesini Kasım 1985'de yağmurlu ve soğuk bir pazar gününde 32 sayfalık bir lilsteyle kötü resimler ve yazılarla Taksimdeki The Marmara Otelin salonunda yaptı. En mütevazi, listesiz ve katalogsuz mezatları ise 15 yıl önce bizim de müşterisi olduğumuz kendisine hocam diyebildiğim kişi, nam-ı diğer Şişman Mehmet yaptı. Türkiyede rafında bir müteferrika bulunan sahafı elle gösterecek duruma geldik. Üstelik gelecekte bu şekilde sahneye çıkıp müzayede yapamayacağız. Zira kuantum teknolojisi ile bu işi sanal münadi hologramlar üstlenecek. Yaptığımız şeyin kıymetini bilmemiz gerekiyor.

Efemara Bilincini Türkiye'ye Herman Boyacıyan Kazandırdı

Türkiyedeki Efemara bilincini ermeni asıllı Herman Boyacıyan vermiştir diyebilirim. Ekenomik durumu gayet iyi olan Herman İstanbulda karıştırmadığı çöplük ve hırdavatçı bırakmamıştı. Çevresi tarafından çıldırdı diyenler bile vardı. Kendinden sonraki kuşaklara efemaranın çöp olmadığını akisne önemli bir kültürel mazleme olduğunu kanıtladı.